Pages Navigation Menu

İnsanlar İnsanlar

Posted by on May 7, 2014 in Derya Dediğin Dalgalanır... | 1 comment

Net olacaksın şu hayatta. Neysen o olacaksın. Agresif, uzlaşmasız, kavgacı isen de öyle gibi olacaksın, sakin, anlayışlı isen de öyle. İlkelerin, kıstasların kimin ne yaptığına göre değişmeyecek.

Mesela  birilerine  “instagramda marka paylaşıp duruyor ıyyyy”  deyip sonra marka paylaşıp duran kendi arkadaşı hatırlatılınca “aa ama o başka o kötü niyetle yapmıyor kiiiiii” demeyeceksin.

Mesela daha iki gün önce yakın arkadaşın profesyonel olarak para kazanmak üzere etkinlikler organize ediyorken ve senin sesin çıkmıyorken, arkadaşın o işten uzaklaşır uzaklaşmaz ” Ay bu da meslek oldu” demeyeceksin.

Read More

AKP Kitlesi Sensin Canım Kardeşim

Posted by on Nis 7, 2014 in Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Toplumsal | 2 comments

Son günlerde herkeste bir umutsuzluk, Ülkenin neredeyse yarısını oluşturan AKP kitlesini anlayamama, kızma ve sövme hali var. “Nasıl olur da yapılanları görmüyorlar?” diyorlar… “Bunca kötü şeye nasıl sessiz kalıyorlar? Çocukların ölümüne nasıl göz yumuyorlar?” diye öfkeleniyorlar, “Sorgulamıyorlar ki… Ana akım medyada ne varsa ona inanıyorlar” diye aşağılıyorlar… “Adam olmaz bunlar, yaşanmaz bunlarla…” diye bağlıyorlar… 

Read More

Oy Vermek Ya da Vermemek…

Posted by on Mar 17, 2014 in Ana Sayfa, Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Toplumsal | 2 comments

O kadar çok söylemek istediğim şey var ki… Bir o kadar da nasıl söyleyeceğimi bilmediğim. Söylemekten ar ettiğim…

Yıllarca boykot ettim seçimleri. Klişelerle öz olarak açıklamam gerekirse; “Oy vermek bir işe yarasaydı, çoktan yasaklanırdı.” (Emma Goldman) ve “Bozuk düzende sağlam çark olunmazdı” (Pir Sultan Abdal)

Yıllar sonra kullandığım ilk oyum Ayşe Tükrükçü ‘ye idi. Sebeplerim linkte.

İkinci oyum ise, geçen seçimlerde Sırrı Süreyya Önder’eydi.

Bu kadar. 34 yaşındayım. Toplam 2 kez oy verdim. 1’i simgesel, 1’inin de ne şahane bir seçim olduğunu, yıllardır bu meclise giren vekillerden ne farklı olduğunu çok şükür gördüm.

Bu seçimlerde ise tabii ki aklım ve kalbim yine Sırrı Süreyya’da.

Madde madde gideyim:

1- Seçim denen şeyin benim için en önemli anlamı, ideolojimi, inancımı yaygınlaştırabilmeme araç olmasıdır. Sırrı’ya oy verme sebebim, Sırrı’nın belediye başkanı olacağına inancım değil, inandığım çoğu şeyi temsil ettiğinden, seçim süreci boyunca da bu inandıklarım halka duyurulacağından ve bunları yapa yapa sonraki seçimlere kadar oyların artacağına inandığımdan.. Şimdi vermezsem yarın da oyunun azınlıkta kalacağını düşündüğümden… Artı “zafer” kazansın ya da kazanmasın kendi düşüncemin arkasında durmayı anlamlı bulduğumdan…

2- Şu geldiğimiz cehennemin bitmesinin 30 Mart’taki seçimlere bağlı olduğunu düşünmüyorum. Hatta genel seçimlere bağlı olduğunu da düşünmüyorum. Kimse kusura bakmasın ama bu cehennem bu ülkeye yeni gelmedi. Bu halin minyatürünü biz on yıllardır her hükümette yaşıyorduk. Kimse kusura bakmasın ve biraz tarih okusun, cezaevlerinde işkenceler, ölüm operasyonları, gözaltında kayıplar, işkenceler, faili meçhuller, yargısız infazlar AKP ile başlamış değil. Eylemlerde kaburgaları kırılan, beyin travması yaşayan sayısını açın da bir okuyun İHD raporlarından. . Sivas Katliamı, Gazi Katliamı, Maraş, Beyazıt, Ulucanlar AKP döneminde yaşanmadı! Sivas Katliamı yaşanırken iktidar ortağı SHP idi.

AKP ile cehennemimiz büyüdü evet. “Terörist” solcular, alevi ve Kürtlerden çıkıp tüm ülkeye terör estirmeye başladılar. Evet en temel haklarımıza kadar saldırdılar. Ağacımıza, suyumuza, havamıza kadar. Cebimize kadar soymaya başladılar. Evet tahammül edilemez, içinden çıkılamaz biz cehenneme döndü iyice hayatımız. Ve fakat 30 Mart’ta CHP’ye oy vererek değil, halk olarak isyan edip, kendi konforumuzu, hayatımızı, güvenliğimizi düşünmeyi bırakıp hep beraber sokağa çıkarsak bu cehennemden çıkabileceğimize inanıyorum.

3- Ve fakat….

An itibariyle…

Bu katiller Berkin’i öldürüp

Cenazesine saldırıp,

Annesini yuhlatıp, “Yüzünde poşu vardı, elinde sapan vardı” ,

Sandık da sandık, sandık da sandık deyip durdu ya….

Biz 5 gündür nefes almaktan, gülmekten ar ediyoruz ya…

Ve sol da canlı bir muhalefet, isyan oluşturamadı ya…

Bir şey değişeceği için değil. Cehennem biteceği için değil. Sadece ve sadece bu alçak adamın bir an için dahi olsun gerilmesine, üzülmesine, korkmasına bir damla olsun katkısı olsun diye içim kan ağlayarak CHP’ye oy vereceğim. Onun beklediğinden 3 oy daha fazla olup canını sıkacaksa dahi benim için yeter şu andan sonra.

Ve fakat şunu da söylemeden edemeyeceğim, inançları uğruna başka bir seçim yapmış insanlara TATAVA YAPMA demenin de Tayyip Erdoğan tarzından çok farklı olduğunu düşünmüyorum.

Bu duruma gelmemize izin verdiğimiz için Allah hepimizin belasını versin diyeceğim de daha ne kadar verebilir bilmiyorum.

 

Read More

Etik, Doğruluk, Göz Dönmesi…

Posted by on Şub 27, 2014 in Derya Dediğin Dalgalanır... | 3 comments

Mayıstan beri  ilginç bir ortaklık geliştirdik AKP’li olmayanlar olarak… Yaşadıklarımız, yaşattıkları o kadar büyük ve dehşetli ki birbirimize selam vermeyeceklerimizle bile aynı kurşundan kaçarken yan yana geldik. Bazen birbirimizin elini tuttuk. Buna yoldaşlık değil de “düşmandaşlık” denir belki. Yolumuz, hedefimiz değil düşmanımız ortak çünkü çoğunluk olarak.

Read More

Düşkurdu bir düş kurdu…

Posted by on Kas 6, 2012 in Ana Sayfa, Annelere Özel Ürünler, Annelere Tüyolar, Annelik, Derya Dediğin Dalgalanır..., Duyurular - Etkinlikler, Hayatın İçinden, Toplumsal | 9 comments

Düşkurdu bir düş kurdu…

Bu cümle, üç gün önce, çok sevdiğim bir arkadaşımın bana doğum günü hediyesi olarak verdiği yazar Şiirsel Taş’ın yazdığı kitabın adı. Aylar önce başlayan düşlerimin gerçeğe yaklaşması sürecini adım adım izleyen, destekleyen, yanımda olan bir arkadaşımın hediyesi. Renkli Ada’nın açılışına bir gün kala, kurduğum düşlerin tamamen somuta dönüştüğü gün verdiği kitap mı daha güzeldi, yoksa bu cümlenin öznesi hissettirilip “Evet düş kurduk ve gerçek ettik” gururu mu emin değilim.

Read More

MomZ ve Hayat Ne Tuhaf Vapurlar Falan

Posted by on Eyl 12, 2012 in Ana Sayfa, Annelik, Derya Dediğin Dalgalanır..., Duyurular - Etkinlikler, Gezip Gördüklerimiz, Hayatın İçinden, Teknoloji, Toplumsal | 8 comments

Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu. Aralar dereler, sağa kaçmalar, yana yatmalar, neylersen eyle, ya olacaksın bir şeyde ya olmamayacaksın.  Evet tuhaf bir giriş oldu da her bir şey tuhaf işte bu dünyada. Bugün tüm gün kendi kendime söylediklerim bunlar. Sondan girmeyelim, hoop başa dönelim….

Bilişim Zirvesi kapsamında yapılan MomZ etkinliği vardı bugün. Çok iyi düşünülmüş bir etkinlikti. Aylardır hep söylediğim bir şeydi “Eski ajanslar kundura oldu, dijitale uyum sağlamaya çalışıyorlar ama olan bitene ayak uydurabilmiş bloggerlarla, sosyal medyayla adapte olabilmiş, gerçekten kaale alan bir reklamcılık henüz oluşmadı.”

Read More