Pages Navigation Menu

Bir Annenin Eğitimle İmtihanı ve Zafer: Fide Okulları

Posted by on Mar 1, 2016 in Annelik, Aze Çınar, Hayatın İçinden | 0 comments

3-4 aylık hamileydim, Gökay bizdeydi. Ben yarı uzanır vaziyetteydim, Gökay ayakta kalorifere yaslanmış vaziyetteydi. Ve biz daha doğmamış Aze Çınar’ın eğitim hayatını tartışıyorduk ciddi ciddi. Çünkü çocuğun varsa en önemli mevzu budur bence. Ben daha o zamanlar “Sanatla ilgilense, saçma eğitim sistemi çarkına girmese, yarış atı olmasa, mümkün mertebe emir-komuta zincirinden uzak kalsa” hayalleri kurmaya başlamıştım. Çünkü kendi çocukluğuma, eğitim hayatıma dönüp baktığımda, görünen en temel şey “öğrenilmiş çaresizlik”ti. Öğretmenlerinle tartışamazsın, tartıştırmazlar, onlar hep haklıdırlar. Tartışmaya kalktığındaysa terslenir, yerine oturtturulur hatta belki eksi kanaat notu alırdın. Sonuç olarak ne yaparsan yap, bilgiyi tartışamazdın. Kısa süre içinde, boşa zorlamamak gerektiğini, ne veriyorlarsa onu alıp ne istiyorlarsa onu anlatmak zorunda olduğumu kavrayıp OKULDA sormamaya, tartışmamaya başladım (Öğrenilmiş çaresizlik) Neyi öğrenmek istiyorsam kendim araştırıp okuyup, babamla, çevremdeki üniversite öğrencisi abi ablalarla, cemevinde dedelerle tartışıyordum.

Read More

Kendini Sevebilir Misin?

Posted by on Kas 25, 2014 in Ana Sayfa, Hayatın İçinden, Toplumsal | 0 comments

(Konuğumuz Miss Tiffany’nin yazısıdır)

…Toplum seni reddetse bile, yaşayacak bir yerin olmasa bile. Tırnaklarınla kazıdığın yerleri de kendine açtığın nefes alma alanlarını tıkamaya çalışsalar bile. Ya seni kendinden utandırsalar? Yanlışsın deseler. Olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol sözünü uzay-zaman-mekan üçlüsünde bükseler ve sen de büküle büküle bir hal olsan… Sırf yaşamak için kendini en derin dehlizlerin içinde bile bir gizem/bir bilinmezlik yaratmak zorunda kalsan. AMAN kimse kıymasın canına, kimseler duymasın.

 

Depresif biri değilim, melankolik biri hiç değil. Ben bir transkad.in im. Travesti, dönme dediklerinizden. Ambalajı erkek, iç kreması kadın. Popkek misali ya da değil :D

Read More

İnsanlar İnsanlar

Posted by on May 7, 2014 in Derya Dediğin Dalgalanır... | 1 comment

Net olacaksın şu hayatta. Neysen o olacaksın. Agresif, uzlaşmasız, kavgacı isen de öyle gibi olacaksın, sakin, anlayışlı isen de öyle. İlkelerin, kıstasların kimin ne yaptığına göre değişmeyecek.

Mesela  birilerine  “instagramda marka paylaşıp duruyor ıyyyy”  deyip sonra marka paylaşıp duran kendi arkadaşı hatırlatılınca “aa ama o başka o kötü niyetle yapmıyor kiiiiii” demeyeceksin.

Mesela daha iki gün önce yakın arkadaşın profesyonel olarak para kazanmak üzere etkinlikler organize ediyorken ve senin sesin çıkmıyorken, arkadaşın o işten uzaklaşır uzaklaşmaz ” Ay bu da meslek oldu” demeyeceksin.

Read More

AKP Kitlesi Sensin Canım Kardeşim

Posted by on Nis 7, 2014 in Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Toplumsal | 2 comments

Son günlerde herkeste bir umutsuzluk, Ülkenin neredeyse yarısını oluşturan AKP kitlesini anlayamama, kızma ve sövme hali var. “Nasıl olur da yapılanları görmüyorlar?” diyorlar… “Bunca kötü şeye nasıl sessiz kalıyorlar? Çocukların ölümüne nasıl göz yumuyorlar?” diye öfkeleniyorlar, “Sorgulamıyorlar ki… Ana akım medyada ne varsa ona inanıyorlar” diye aşağılıyorlar… “Adam olmaz bunlar, yaşanmaz bunlarla…” diye bağlıyorlar… 

Read More

Oy Vermek Ya da Vermemek…

Posted by on Mar 17, 2014 in Ana Sayfa, Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Toplumsal | 2 comments

O kadar çok söylemek istediğim şey var ki… Bir o kadar da nasıl söyleyeceğimi bilmediğim. Söylemekten ar ettiğim…

Yıllarca boykot ettim seçimleri. Klişelerle öz olarak açıklamam gerekirse; “Oy vermek bir işe yarasaydı, çoktan yasaklanırdı.” (Emma Goldman) ve “Bozuk düzende sağlam çark olunmazdı” (Pir Sultan Abdal)

Yıllar sonra kullandığım ilk oyum Ayşe Tükrükçü ‘ye idi. Sebeplerim linkte.

İkinci oyum ise, geçen seçimlerde Sırrı Süreyya Önder’eydi.

Bu kadar. 34 yaşındayım. Toplam 2 kez oy verdim. 1’i simgesel, 1’inin de ne şahane bir seçim olduğunu, yıllardır bu meclise giren vekillerden ne farklı olduğunu çok şükür gördüm.

Bu seçimlerde ise tabii ki aklım ve kalbim yine Sırrı Süreyya’da.

Madde madde gideyim:

1- Seçim denen şeyin benim için en önemli anlamı, ideolojimi, inancımı yaygınlaştırabilmeme araç olmasıdır. Sırrı’ya oy verme sebebim, Sırrı’nın belediye başkanı olacağına inancım değil, inandığım çoğu şeyi temsil ettiğinden, seçim süreci boyunca da bu inandıklarım halka duyurulacağından ve bunları yapa yapa sonraki seçimlere kadar oyların artacağına inandığımdan.. Şimdi vermezsem yarın da oyunun azınlıkta kalacağını düşündüğümden… Artı “zafer” kazansın ya da kazanmasın kendi düşüncemin arkasında durmayı anlamlı bulduğumdan…

2- Şu geldiğimiz cehennemin bitmesinin 30 Mart’taki seçimlere bağlı olduğunu düşünmüyorum. Hatta genel seçimlere bağlı olduğunu da düşünmüyorum. Kimse kusura bakmasın ama bu cehennem bu ülkeye yeni gelmedi. Bu halin minyatürünü biz on yıllardır her hükümette yaşıyorduk. Kimse kusura bakmasın ve biraz tarih okusun, cezaevlerinde işkenceler, ölüm operasyonları, gözaltında kayıplar, işkenceler, faili meçhuller, yargısız infazlar AKP ile başlamış değil. Eylemlerde kaburgaları kırılan, beyin travması yaşayan sayısını açın da bir okuyun İHD raporlarından. . Sivas Katliamı, Gazi Katliamı, Maraş, Beyazıt, Ulucanlar AKP döneminde yaşanmadı! Sivas Katliamı yaşanırken iktidar ortağı SHP idi.

AKP ile cehennemimiz büyüdü evet. “Terörist” solcular, alevi ve Kürtlerden çıkıp tüm ülkeye terör estirmeye başladılar. Evet en temel haklarımıza kadar saldırdılar. Ağacımıza, suyumuza, havamıza kadar. Cebimize kadar soymaya başladılar. Evet tahammül edilemez, içinden çıkılamaz biz cehenneme döndü iyice hayatımız. Ve fakat 30 Mart’ta CHP’ye oy vererek değil, halk olarak isyan edip, kendi konforumuzu, hayatımızı, güvenliğimizi düşünmeyi bırakıp hep beraber sokağa çıkarsak bu cehennemden çıkabileceğimize inanıyorum.

3- Ve fakat….

An itibariyle…

Bu katiller Berkin’i öldürüp

Cenazesine saldırıp,

Annesini yuhlatıp, “Yüzünde poşu vardı, elinde sapan vardı” ,

Sandık da sandık, sandık da sandık deyip durdu ya….

Biz 5 gündür nefes almaktan, gülmekten ar ediyoruz ya…

Ve sol da canlı bir muhalefet, isyan oluşturamadı ya…

Bir şey değişeceği için değil. Cehennem biteceği için değil. Sadece ve sadece bu alçak adamın bir an için dahi olsun gerilmesine, üzülmesine, korkmasına bir damla olsun katkısı olsun diye içim kan ağlayarak CHP’ye oy vereceğim. Onun beklediğinden 3 oy daha fazla olup canını sıkacaksa dahi benim için yeter şu andan sonra.

Ve fakat şunu da söylemeden edemeyeceğim, inançları uğruna başka bir seçim yapmış insanlara TATAVA YAPMA demenin de Tayyip Erdoğan tarzından çok farklı olduğunu düşünmüyorum.

Bu duruma gelmemize izin verdiğimiz için Allah hepimizin belasını versin diyeceğim de daha ne kadar verebilir bilmiyorum.

 

Read More

Anne Baba Rehberi Mart-Mayıs Seminer Programı

Posted by on Mar 3, 2014 in Ana Sayfa, Annelik, Duyurular - Etkinlikler, Ebeveynler için Ürünler | 0 comments

Uzun Çorap sitesini bilir misiniz? En bayılarak takip ettiğim çocuk-ebeveyn sitesi. Tam iki yıl önce 10 yaşında bir akıllı bıdığın yazısını yayınladılar. Epey beğenilip, paylaşıldı bu yazı. Yazıyı okumak isteyenleri şöyle alalım (Ki okumak isteyin bence) : Anne Yönetme Sanatı Ben bu ve diğer yazılarını okuduktan sonra bayıldım bu kızçeye. Dilerim kızım da böyle olur diye düşündüm. Acaba nasıl yaklaştı anne babası o yaşına kadar, nasıl davrandılar, ne yapıp, ne yapmadılar… Keşke bir tanışıklık vs çıksaydı da sohbet edebilseydim çocuk eğitimine dair… Derken efendim, allahtan başka bir şey isteseymişim keşke, Elif’in annesi Ayşegül Cebenoyan, Çocuk gelişim uzmanı ve ebeveyn eğitim koçu çıkmasın mı?? Hatta kendisinin Anne Baba Rehberi isminde de bir sitesi var

Pozitif disiplin, okul öncesi dönem, okul çağı, ergenlik, bebeğe hazırlık çocuğa dair bilmemiz gereken her konuda seminer veriyor. Bu akıl küpü kızçeyi yetiştiren eğitimcinin seminerlerine hiç düşünmeden gitmek farz oldu. İstedim ki siz de görün mart-mayıs programını, size denk gelenleri de kaçırmayın. Çocuklara birey gözüyle bakan uzman sayısı az, kıymetlerini bilmek, kaçırmamak lazım.

İşte seminer programı:

Seminer Duyuru

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü,  gelişim psikolojisi dalında yüksek lisans yapan Cebenoyan, Amerika’da Ebeveyn Koçluğu eğitimi alıyor. Gerisini de kendisi şöyle anlatıyor:
” Positive Discipline Association tarafından verilen eğitime katılarak “Certified Positive Discipline Parent Educator” (Sertifikalı Pozitif Disiplin Ana Baba Eğitmeni) unvanını aldım ve Positive Discipline Association (Pozitif Disiplin Birliği) üyesi oldum.

Colorado State University’de öğretim görevlisi olan Zeynep Biringen tarafından verilen Emotional Availability (Duygusal Ulaşılabilirlik) atölye çalışmalarına katıldım. 2011’de Duygusal Ulaşılabilirlik vaka geçerlilik çalışmalarını tamamlayarak güvenli bir ebeveyn-çocuk ilişkisi oluşturacak ebeveyn tutum ve davranışlarının anlatıldığı Duygusal Ulaşılabilirlik eğitimini vermek için gerekli sertifikayı aldım.

Şubat 2014’ten itibaren Cumartesi günleri, Karşı Gazetesi’nde Anne ve Çocuk Gelişimi üzerine yazmaya başladım.

 

2010 yılından beri Doğan Kitap’ın Anne Baba Akademisi dizisinden kitap çevirileri yapıyorum. Şu ana kadar aşağıdaki çevirilerim yayımlandı;

 

Read More