Pages Navigation Menu

Hakkımda

İlk olarak hamileyken farkettim ki, hamilelik de, annelik de, bebekler de türlü türlü… Üçünün de sorunlarına tek bir çözüm önermek mümkün değil. Üçünü de genellemek ve genel yorumlar yapmak çok yanlış. Her bebek BAŞKA, Her anne BAŞKA, Her hamile BAŞKA

Yine o süreçte kendimin de bir çirkin ördek yavrusu olduğunu farkettim. Anneliği toplumun büyük çoğunluğu gibi algılamayıp, onlar gibi hissetmiyordum. Hiç de öyle kutsal, şahane, kendini adayası, dünya bir yana anne bir yana bir şey gibi gelmedi bana. Çocuğunu sevmek ile yani duygusal olarak annelik ile bir meslek olarak annelik birbirinden çok farklı iki şeydi ve ben meslek olanını hiç sevmedim. 

Emzirmeyi sevmedim, gece uyanmayı, sabah erken kalkmayı, alt değiştirmeyi, uyutmayı, yıkamayı, tüm hayatı ona göre planlamayı sevmedim. Belki bu işleri yapan bir bakıcımız vs olsaydı ve ben sadece çocuğumla o işi paylaşmak için keyfen yapma lüksüne sahip olsaydım severdim. Ama mecburi meslek olarak hiç sevmedim. 

6. Ayından sonra kuzumu babannesine bırakıp vicdan azabı duymadan kafamı da dinledim, sütümü sağıp, mamasını garantiye alıp 24 saat sütü sağıp dökerek içmeye de gittim. “Bebek annenindir”e zerre prim vermeden, anne babanın eşit görev paylaşımını savundum. Anne Baba mutluysa bebek mutlu olabilir diye düşündüm hep. Kadının anne olduktan sonra en önemli ve öncelikli işinin annelik olduğunu reddettim. Bir bebeğin sağlığı ve mutluluğu hem anne hem babanın ortak sorumluluğudur ve bu sorumluluğun gerekliliklerini yerine getirirken kimsenin tüm hayatını adamasına gerek yoktur diye düşündüm. Böyle yaşadım. Yaşıyorum. 

Çocuğumu sıkı sıkı giydirmedim, yesin diye zorlamadım. Sokakta, cafede yere oturmasına müdahale etmedim, 6 ay sürekli slingte taşıdum ve tüm bunları yaparken sürekli duyduğum cık cık’lara, “üşüyecek, aç kalacak, mikrop kapacak, boğulacak”lara aldırış etmedim. “Kötü anne”liği sonuna kadar hakettim. 

Benim gibi olmayan hiçbir anneyi yargılamadım. Herkesin BAŞKA olduğuna, koşullarının BAŞKA olduğuna, herkesin doğrusunun kendisine olduğuna inandım. 

Anneliği hiç sevmedim, kızımı dünyalar kadar sevdim. Sarılmayı, beraber uyumayı, “annecim” demesiyle uyanmayı, gülüşünü, yürüyüşünü, aklını, makulluğunu, ellerini, beraber oyun oynamayı, büyümesini izlemeyi çok sevdim. Zorunlu yapılacaklardan nefret ettim ama onlarca kitap, yüzlerce yazı okudum ona en insani şekilde ve en mutlu olacağı şekilde davranacağım yöntemler bulmak için. Kendisine güvenen, bağımsız bir birey olabilmesi için sınırlarımı zorladım. Çoğunluğunki gibi olmasa da çocuğumu çok önemsedim, emek verdim.

Çok sorun yaşadım, çok yalnız kaldım. Derdime dermanı çok kez internette buldum.  Blog annelerinin deneyimleri, yazdıkları en zor anlarımda hayatımı kolaylaştırdılar. Kızıma anı olsun diye, belki derdi olan BAŞKA bir anneye de benim deneyimlerim bir çare olur diye BAŞKA Hamile adlı blogumu açtım.  Sanırım o aralar bir ömür hamile kalacağımı sanıyordum. Kızım 17 ayını bitirmek üzereyken “E artık BAŞKA Anne olma zamanı çoktan geldi” diyerek bu siteyi açtım. 

Yaptığım BAŞKA şeylere gelirsek; metin yazarım, televizyonlara programlar hazırlarım, yazarım, okurum, yazarım, internet kurduyum, blog yazarım, rakı severim, öykü yazarım, koordine-organize ederim, yazarım, müzik dinlerim, sözlüğe yazarım, blog tasarlarım, yazarım yazarım yazarım, her ne yapıyorsam yapayım arasında, öncesinde, sonrasında hep yazarım hep yazarım. 

Sosyalistim, Feministim. Bazen fazla Aristo’cuyum. Ya siyah ya beyazcı… “Burçlara inanmıyorum ama Akrep diye bir şey var” ekolündenim. Seçici Tembelim.  Ekşi Sözlük’ün emekli saryade‘siyim.

“Hiç para biriktirmedim, insan biriktirdim.” sözünü gururla söylemekten çocuk doğurduğumda vazgeçtim. Hem para biriktirmeye başladım “çocuğun geleceği” endişesiyle hem de o güne kadar biriktirdiklerimin kimisinin ne kadar insan olduğunu zor zamanımda gördüm. 

BAŞKAsına ve yargılamak için olmasa da kendi kendime çok söyler çok yanılırım. Öğrenirim yanlışımı, kısa süre sonra yine yaparım aynı yanlışı. İflah olmaz bir avanak gizli içimde. Bir de kronik paranoyak. Metroya silahlı saldırı olursa nereye saklanmanız gerektiğini biliyor muydunuz? Ben biliyorum!

BAŞKA biriyim işte, hatasıyla, doğrusuyla, eksiğiyle, fazlasıyla, güzelliğiyle, çirkinliğiyle, umut ve umutsuzluğuyla, çelişkisiyle aynı senin gibi.