Pages Navigation Menu

17-18. ay Aze Çınar


Kızdırmayın beni!

Dünkü yazımda çocuklarımızın yaptığı ve bizim şaşırdığımız şeylerin aslında normal şeyler olduğunu yazdıktan hemen sonra, 18. ayında kuzucuğumun bu ayda neler yapabildiğini yazayım dedim: 

13.1 kg, 84 cm. Her şeyi yapabiliyor. Evet bildiğin minik bir insan oldu ve artık senin benim yaptığımız her şeyi yapabiliyor. Dalga geçiyor, şaka yapıyor, öpüyor, sarılıyor, küsüyor, kızıyor, ağlıyor, kahkaha atıyor, yiyor, içiyor, reddediyor. Evet diyor, hayır diyor ve daha bir sürü şey. Canım mısın sen, benim misin , her şeyim misin sen hoşgeldiiin bebeeek.. Öhhöömm, ne diyorduk?

 

Evet kilosu 13. Boyu: cm Epeyce konuşmaya başladı. Babası “babacım” demeyi öğretti, kendisi de “cik” ekini öğrendi. Babacım yerine babacık diyor. Anneciiik, dayıcık, pepecik… Nasıl kuruyosun sen bağlantıyı, şirin bi şey olduğunu nasıl anlıyosun…. bi alem. Geçen akşam uykusunda ağladı, bir yandan da içli içli söyleniyor: babacıııık babacıııııık

 

Sonra geliştirdi tabi; annecik, babannecik, pepecik…

 

Blokları, yapbozu yapıyor, sonra gülerek bakıp “oldu” diyor. Diğer yüklemleri: Buldum, Gitti, Bitti, Düştü, Geldi, Gitti, Otur, Kalk. Kar yağınca “yayoo” diyor. Geçenlerde karda kayan çocukları gördü: “cücük cucuk kayyo” dedi. Böylece kızımın ilk grift cümlesi: “Küçük çocuk kayıyor” oldu :)

 

ı ıh” ve “hı hı” demeyi öğrendi. Yerinde kullanıyor.

 

Geçen gün elinde ekmekle yere düştü. Elini yukarıda tuttu ki ekmek yere değmesin. Ayağa kalkmaya çalıştı tek eliyle. Diğer el hep yukarıda ki ekmek yere değmesin. Zorlandı zorlandı yine de bırakmadı, değdirmedi ekmeğini yere. Dün de elindeki iki parça ekmekten bir parçasını yere düşürdü. Düşürdüğünü aldı yerden getirdi bana verdi atayım diye. Gerçekten çok şaşırıyorum.

 

Televizyonun açılmasını istediğinde babasına evdeki iki kumandayı birden getiriyor. “Tamam kızım, bugünlük yeteri kadar izledin.” deyip kapayınca hiç itiraz etmiyor.

 

Geçen ay Migros’ta raftan kraker aldı, getirdi sepete attı. 17 aylıksın sen. İstediğini raftan al açmaya çalış di mi sepete atmak da nesi??

 

Avm girişinde sırtındaki minik çantasını xray makinasına atmaya kalktı. Yanındakilerden kimsenin çantası yokken. Yani yanında bu işi yapan kimseyi görmemişken (Hafıza süper hacı)

 

Aklıma gelen, bilerek kullandığı kelimeler şöyle:

 

Hayvanlar: Hoyoz, kedi, köpek, inek, guş, öğdek, mamun, bağık, kuzu, fil, kuuba (Kurbağaya, şarkıdan hareketle “kununun” (küçük kurbağa KUYRUĞUN nerede) da diyor. ) Ve maymun ve balık hariç hepsinin sesini çıkarıyor.

 

Organlar: El, göz, kulak, buyun, dil, aaz, saç, barnak, aaak, bacak, popo, göbüş (hepsinin yerini gösteriyor)

 

Ailesel kelimeler: Dayı, babanne, hala, dede, anne, baba, abi, abla, amca,

 

İsimler: Deya, Saaş, Özzem, Maya, Mumu, İpek, Bağış, İdil, Zeyzi (Zeynel), Göku (Gökay), Su, Doan, Douk

 

Kimin kim olduğunu biliyor hatta hangi telefon kimin onu da biliyor. Telefon gösterince sahibi kimse onun adını söylüyor.

 

Telefon: Alo, Top: Gol, Oyuncak: ooncak, cucuk (çocuk), bebiş (bebek), Araba: aaba, mont, atkı, şapka, pantol, ayak (ayakkabı), bal, kaşık, çatal, emmek (ekmek), çay, uff (acı), gel, git, otuğ, galk, tut, çiş, kaka, ye, aç, papat (kapat), pitap (kitap), boya, kağem (kalem), çanta, cücük (küçük), yatak, emzik, doktor, atta, haydi, manda (mandalina), muz, papitis (patates), bi, üc, döt, on

 

Ay sıkıldım yazmaktan. Her bi şeyi söylüyor işte.

 

Neredeyse her şeyi yiyor. Peyniri direk verince yemiyor, ama bal, pekmez, yumurta, makarna içine saklayıp verince çıtı çıkmıyor. Onun dışında da pek itirazı olmuyor. Ana babası kılıklı şey abur cubura bayılıyor. Bebe bisküvisi, çubuk kraker hastası. Tatlıya da bayılıyor. Tatlı vermiyoruz pek. Ama denk geldiği doğum günlerinde falan pastaya öyle yalanıyor, öyle içli bakıyor ki mecburen bir çatal verip sonra görmesin diye aceleyle bitirip kaldırıyoruz.

 

Gün içinde kendi kendine epeyce oynuyor. Defterlerine boya yapıyor, ahşap puzzleları ile oynuyor. Her kendince becerdiği şeyde “Tataaaam” deyip sunuyor. Dans ve müziğe hala çok bayılıyor. Her duyduğu müzikte kalkıp oynuyor. Yavaşsa da hızlıysa da, tempoyu hemen yakalıyor. Hiç olmadı kendi söylüyor, güfte yazıyor, beste yapıyor ve dans ediyor. Birol Topaloğlu’ndan iki ayak horonu çok seviyor. Yihhu’ları tersinden “huuhhi” diye söylüyor. Kazım’dan Hayde’ye bayılıyor. Buzdolabımızın üzerinde duran Kazım’ın fotoğrafını her gördüğünde “Hayde, hayde” diyor. Şarkıyı “Hayde dideeliii hayde haydeeeee…” diye söylüyor. Ve üçüncü hayde’yi tam olması gerektiği gibi incelterek söylüyor. Öpmek için “muaa” diyor. Fotoğraf çekilince poz veriyor. Çok güzel kızıyor. Bayılıyorum kızmasına. 

 

Eski fotoğraflarımıza baktığında benim olduğum kişiye “özzem” diyor. Ühühühü. Aradaki kilo farkını ayırt edemiyor çocuk ne yapsın.

 

Böyle işte aylardır Aze günlüğü yapmıyordum. Son halini haber edeyim dedim. Tam yemelik pek şeker oldu. Duyurulur :)

 

 

 

 


2 Comments

  1. Benim kizim da 6 ay sonra boyle olur mu dersin? İsir Aze’yi benim için ama koparma :)

    • hehe olcak tabi, şaşakalacaksın her anına.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>