Pages Navigation Menu

Kendini Sevebilir Misin?

Posted by on Kas 25, 2014 in Ana Sayfa, Hayatın İçinden, Toplumsal | 0 comments

(Konuğumuz Miss Tiffany’nin yazısıdır)

…Toplum seni reddetse bile, yaşayacak bir yerin olmasa bile. Tırnaklarınla kazıdığın yerleri de kendine açtığın nefes alma alanlarını tıkamaya çalışsalar bile. Ya seni kendinden utandırsalar? Yanlışsın deseler. Olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol sözünü uzay-zaman-mekan üçlüsünde bükseler ve sen de büküle büküle bir hal olsan… Sırf yaşamak için kendini en derin dehlizlerin içinde bile bir gizem/bir bilinmezlik yaratmak zorunda kalsan. AMAN kimse kıymasın canına, kimseler duymasın.

 

Depresif biri değilim, melankolik biri hiç değil. Ben bir transkad.in im. Travesti, dönme dediklerinizden. Ambalajı erkek, iç kreması kadın. Popkek misali ya da değil :D

Read More

Emzirmedim, Anne Sütü Verdim…

Posted by on Eki 2, 2014 in Ana Sayfa, Anne Olmak, Emzirmek-Süt Sağmak | 0 comments

Emzirme haftası sebebiyle son günlerde sıklıkla hatırlıyorum Aze Çınar’la emzirme serüvenimizi. İlk yedi hafta “Sadece emecek!” diye inat etsem de, 7. haftasında çocuğumun doğum kilosunun altına düşmesiyle bir yandan mama desteğine bir yandan başka çözüm aramaya başladım. O yedi hafta boyunca göğüs ucu çıkarıcısından, manuel el pompasına her şeyi deneyip, sürecin sonunda kızıma emzirerek değil de sağarak süt verebileceğim anlaşılınca profesyonel pompaya geçiş yaptım.

Read More

Dünya Genelindeki Annelerin Farklı Emzirme Deneyimleri ve Yaklaşımları

Posted by on Eyl 25, 2014 in Ana Sayfa, Annelik, Emzirmek-Süt Sağmak, slider | 0 comments

Emzirme ürünleri markası Lansinoh, 1-7 Ekim arası kutlanan Emzirme Haftası’na özel olarak, annelerin emzirme alışkanlıklarıyla ilgili bir araştırma yayınladılar. “Emzirme Araştırması 2014″ ilginç veriler ortaya koyuyor.

İngiltere, Amerika, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Macaristan, Meksika ve Türkiye olmak üzere 9 ülkede, 18-40 yaş arasında, bebeği 2 yaşının altında olan 13 bini aşkın anne ve hamilelerin katıldığı araştırma sonuçları, dünya genelindeki farklılıkları ortaya koyarken, bir yandan da emzirmenin evrensel bir deneyim olduğunu gösteriyor.

Anneler, “bebekleri daha sağlıklı olsun diye” emzirmeyi seçiyor

Lansinoh tarafından yapılan araştırmada, annelere neden emzirmeyi seçtikleri sorulduğunda, araştırmaya katılan tüm ülkelerde, annelerin büyük bir çoğunluğu “bebeğimin sağlığı için” yanıtını verdi.

Bebeklerinin sağlığı için emzirmeyi seçen annelerin oranı en yüksek Brezilya’da yüzde 91, en düşük Fransa’da yüzde 76. Türkiye’de ise bebeğimin sağlığı için emziriyorum diyen annelerin oranı yüzde 89.

Araştırma yapılan tüm ülkelerde annelerin çok büyük bir bölümü kendileri emzirmiş olsalar da olmasalar da “emzirmek bir bebeği beslemenin en doğru yoludur” diyor. Türkiye’de bu oran yüzde 96,8.

Annelerin ideal emzirme süreleri ve bu hedefleri gerçekleştirme oranları ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor ancak Türkiye bir istisna!

Lansinoh’un araştırmasına göre; yedi ülkedeki (Brezilya, Çin, Almanya, Macaristan, Meksika, İngiltere ve ABD) annelerin büyük oranı ideal emzirme süresinin 6-12 ay olduğunu belirtiyor. Fakat sadece Çin’de anneler bu hedeflerini yüksek oranda gerçekleştirebiliyor.

Fransa’da ise hem hedeflenen emzirme süresi oldukça kısa 3-6 ay, hem de bu hedefi gerçekleştirebilen annelerin oranı sadece yüzde 31.

Türkiye ise bu konuda bir istisna. Annelerin yüzde 53’nün hedeflediği emzirme süresi 12-24 ay ve yüzde 43 oranında bu hedef gerçekleşiyor. (Dünya Sağlık Örgütü ilk altı ay sadece anne sütü, sonrasında da ek gıdalarla birlikte 2 yaşına kadar anne sütü verilmesini öneriyor.)

Tüm dünyada annelerin ortak sorunu “gece emzirmek için uyanmak”

Araştırmaya katılan dokuz ülkede de; “gece emzirmek için uyanmak”, emzirme zorlukları konusunda verilen en yaygın üç cevap arasında yer alıyor. Türkiye’de emziren annelerin yüzde 37,7’si bunun kendileri için en büyük zorluk olduğu görüşünde. Türkiye’deki emzirme zorluğu konusundaki en yaygın cevaplar ve oranlar ise şu şekilde: Toplum içinde emzirmek zorunda kalmak (yüzde 30,5) , emzirmeye bağlı yaşanan ağrılar (yüzde 30,2).

Alman anneler hariç tüm yeni annelerin kabul ettiği gerçek: Suçluluk duygusu

Lansinoh’un emzirme araştırmasında, annelere “bebeğinizi emziremeseydiniz kendinizi suçlu hisseder miydiniz?” sorusuna 9 ülkenin 8’inden çok yüksek oranda “evet” cevabı geldi. Sadece Almanya’daki anneler yüzde 61 oranıyla “hayır” dedi. Türkiye’de ise “Emziremeseydim kendimi suçlu hissederdim” diyen annelerin oranı yüzde 91.

Toplum içinde emzirmek en çok Türkiye’de “yanlış” bulunuyor

Araştırmaya göre; Çin ve Fransa, toplum içinde emzirmeyi en yüksek oranda “utandırıcı” bulan ülkeler. Diğer yandan; İngiltere, ABD ve Brezilya’daki annelerin büyük çoğunluğu toplum içinde emzirmenin “tamamen doğal” olduğunu düşünüyor.

Toplum içinde emzirmenin en yüksek oranda “yanlış” olduğunu belirten ülke ise Türkiye (yüzde 20).

Türkiye’de toplum içinde emzirmeyi “utandırıcı” bulanların oranı yüzde 17; “yanlış” bulanların oranı ise yüzde 20 olarak karşımıza çıkıyor. Toplum içinde emzirmeyi “tamamen doğal” bulanların oranı yüzde 38 iken, Türk annelerinin yüzde 25’i toplum içinde emzirmeyi “kaçınılmaz” buluyor.

Araştırmaya katılan ülkedeki annelerin ve anne adaylarının büyük çoğunluğu göğüs pompası kullanıyor ya da kullanmayı düşünüyor

Lansinoh’un emzirme araştırmasına göre; Türkiye’de bu oran yüzde 72,6. Göğüs pompası kullanan ya da kullanmayı düşünen annelerin oranı yüzde 85 ile Çin’de en yüksek, yüzde 65 ile Fransa’da ise en düşük.

 

-Lansinoh Türkiye Tüketici Kanalı Pazarlama Müdürü Derya İşçioğlu şöyle diyor: “Lansinoh’un gerçekleştirdiği bu araştırma dünya genelinde emzirmeyle ilgili farklılıkları gözler önüne sererken, bir yandan da emzirmenin evrensel ve benzer bir deneyim olduğunu gösteriyor. Tüm ülkelerde annelerin daha uzun süre emzirmeleri için birçok kamu politikası yürütülüyor. Bu araştırma ise hayatlarının tam da emzirme döneminde olan annelerin gözünden, emzirmeye bakışı ve emzirme yaklaşımlarını ortaya koyuyor.”

 

Read More

Handan’ın Kaleminden

Posted by on Ağu 31, 2014 in Ana Sayfa | 0 comments

Handan çok eskilerden Ekşi Sözlük’ten arkadaşım. Farklı tarzı, değişik bakış açısıyla her zaman dikkatimi çekmiştir yazıları. Bir hayli zamandır da Handan’ın Kaleminden blogunu yazıyor. Blogunda hayata dair her şey var. Yemek tarifinden kitap yorumlarına, İstanbul’dan Büyükada’ya…  Üstelik dediğim gibi farklı bir bakış açısıyla. Ben severek takip ediyorum, siz de ilgilenirsiniz diye düşündüm.

İncelemek için tıklayınız: Handan’ın Kaleminden

Read More

Otizmi Farket Yaşamı Paylaş

Posted by on Nis 2, 2014 in Ana Sayfa | 1 comment

#otizmifarketyasamipaylas

#2NisanOtizmOrtakYayin

ORTAK YAYIN YAZISI – OTİZM DOSTLARI DERNEĞİ 2 Nisan 2014

YAŞAMA ORTAK PENCEREDEN BAKMAK

Bugün, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü.

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi.

Read More

Oy Vermek Ya da Vermemek…

Posted by on Mar 17, 2014 in Ana Sayfa, Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Toplumsal | 2 comments

O kadar çok söylemek istediğim şey var ki… Bir o kadar da nasıl söyleyeceğimi bilmediğim. Söylemekten ar ettiğim…

Yıllarca boykot ettim seçimleri. Klişelerle öz olarak açıklamam gerekirse; “Oy vermek bir işe yarasaydı, çoktan yasaklanırdı.” (Emma Goldman) ve “Bozuk düzende sağlam çark olunmazdı” (Pir Sultan Abdal)

Yıllar sonra kullandığım ilk oyum Ayşe Tükrükçü ‘ye idi. Sebeplerim linkte.

İkinci oyum ise, geçen seçimlerde Sırrı Süreyya Önder’eydi.

Bu kadar. 34 yaşındayım. Toplam 2 kez oy verdim. 1’i simgesel, 1’inin de ne şahane bir seçim olduğunu, yıllardır bu meclise giren vekillerden ne farklı olduğunu çok şükür gördüm.

Bu seçimlerde ise tabii ki aklım ve kalbim yine Sırrı Süreyya’da.

Madde madde gideyim:

1- Seçim denen şeyin benim için en önemli anlamı, ideolojimi, inancımı yaygınlaştırabilmeme araç olmasıdır. Sırrı’ya oy verme sebebim, Sırrı’nın belediye başkanı olacağına inancım değil, inandığım çoğu şeyi temsil ettiğinden, seçim süreci boyunca da bu inandıklarım halka duyurulacağından ve bunları yapa yapa sonraki seçimlere kadar oyların artacağına inandığımdan.. Şimdi vermezsem yarın da oyunun azınlıkta kalacağını düşündüğümden… Artı “zafer” kazansın ya da kazanmasın kendi düşüncemin arkasında durmayı anlamlı bulduğumdan…

2- Şu geldiğimiz cehennemin bitmesinin 30 Mart’taki seçimlere bağlı olduğunu düşünmüyorum. Hatta genel seçimlere bağlı olduğunu da düşünmüyorum. Kimse kusura bakmasın ama bu cehennem bu ülkeye yeni gelmedi. Bu halin minyatürünü biz on yıllardır her hükümette yaşıyorduk. Kimse kusura bakmasın ve biraz tarih okusun, cezaevlerinde işkenceler, ölüm operasyonları, gözaltında kayıplar, işkenceler, faili meçhuller, yargısız infazlar AKP ile başlamış değil. Eylemlerde kaburgaları kırılan, beyin travması yaşayan sayısını açın da bir okuyun İHD raporlarından. . Sivas Katliamı, Gazi Katliamı, Maraş, Beyazıt, Ulucanlar AKP döneminde yaşanmadı! Sivas Katliamı yaşanırken iktidar ortağı SHP idi.

AKP ile cehennemimiz büyüdü evet. “Terörist” solcular, alevi ve Kürtlerden çıkıp tüm ülkeye terör estirmeye başladılar. Evet en temel haklarımıza kadar saldırdılar. Ağacımıza, suyumuza, havamıza kadar. Cebimize kadar soymaya başladılar. Evet tahammül edilemez, içinden çıkılamaz biz cehenneme döndü iyice hayatımız. Ve fakat 30 Mart’ta CHP’ye oy vererek değil, halk olarak isyan edip, kendi konforumuzu, hayatımızı, güvenliğimizi düşünmeyi bırakıp hep beraber sokağa çıkarsak bu cehennemden çıkabileceğimize inanıyorum.

3- Ve fakat….

An itibariyle…

Bu katiller Berkin’i öldürüp

Cenazesine saldırıp,

Annesini yuhlatıp, “Yüzünde poşu vardı, elinde sapan vardı” ,

Sandık da sandık, sandık da sandık deyip durdu ya….

Biz 5 gündür nefes almaktan, gülmekten ar ediyoruz ya…

Ve sol da canlı bir muhalefet, isyan oluşturamadı ya…

Bir şey değişeceği için değil. Cehennem biteceği için değil. Sadece ve sadece bu alçak adamın bir an için dahi olsun gerilmesine, üzülmesine, korkmasına bir damla olsun katkısı olsun diye içim kan ağlayarak CHP’ye oy vereceğim. Onun beklediğinden 3 oy daha fazla olup canını sıkacaksa dahi benim için yeter şu andan sonra.

Ve fakat şunu da söylemeden edemeyeceğim, inançları uğruna başka bir seçim yapmış insanlara TATAVA YAPMA demenin de Tayyip Erdoğan tarzından çok farklı olduğunu düşünmüyorum.

Bu duruma gelmemize izin verdiğimiz için Allah hepimizin belasını versin diyeceğim de daha ne kadar verebilir bilmiyorum.

 

Read More