Pages Navigation Menu

Ana Kılavuz, Kılavuzumuz Olsun…

Posted by on May 3, 2012 in Ana Sayfa, Anne Olmak, Anne Sütü - Emzirme, Annelere Özel Ürünler, Annelere Tüyolar, Annelik, Ay Ay Hamilelik, Bebek Bakımı, Bebek-Çocuk, Bebek/Çocuk için Ürünler, Beslenme, Deneyip Test Ettiklerimiz, Doğuma Hazırlık, Duyurular - Etkinlikler, Ebeveynler için Ürünler, Ebeveynlere Kitaplar, Ek gıdaya geçiş, Emzirmek-Süt Sağmak, Gezip Gördüklerimiz, Hamile için Ürünler, Hamilelik - Doğum, Hamilelik Sorunları, Hamilelik Tüyoları, Hayatın İçinden, İkinci El, Lohusalık, Pedagoji -Medagoji, Sağlık, Teknoloji, Ürünler, Yavrulara Kitaplar, Yemek Tarifleri | 8 comments

Uzun süredir koşturup duruyorum bir sürü şeyle, bloga doğru dürüst tek yazı yazamadım aylardır. Hepsinin temelinde “Anne Dostu” bir iş projesi yaratmaya çalışmak vardı. Var. Adımlarımızın ilkini bugün sonunda açabildik.

Çok yorulduk, çok, güldük, çok ağladık, çok kızdık. Saçlarımız beyazladı, uykusuz kaldık. Fakat ayların emeğinin ilk somut karşılığını saldık havaya bugün. Havaya saldık çünkü sitemiz, anakilavuz.com herkesin sitesi.

Read More

Lohusa Hikayeleri

Posted by on Şub 15, 2011 in Ana Sayfa, Anne Sorunları, Annelik, Lohusalık | 0 comments

Lohusa Hikayeleri ile ilgili yapılmış bir röportaj yayınlandı şu adreste: http://www.cocukdayaparimkariyerde.com/bizim-evin-halleri/ben-bir-anneyim/3889-lohusa-hikayeleri-moralinizi-yerine-getirecek
Henüz göndermemiş annelerden de hikayelerini bekliyoruz.

Read More

Lohusa Hikayeleri

Posted by on Şub 7, 2011 in Ana Sayfa, Anne Olmak, Anne Sorunları, Annelere Tüyolar, Annelik, Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Lohusalık, Toplumsal | 3 comments

Ben bir şey yaptım. 
Bebeğim doğduktan sonraki 4 ay beni pençesine alan ve çok fena çektiren, ne zaman ki yalnız olmadığımı, benim gibi çok anne olduğunu gördüğümde biraz daha rahatladığım lohusa sıkıntısıyla ilgili bir şey. Aslında bir çok kadının bunu yaşadığını ama ya kendini güçlü göstermek için ya mahalle baskısı yüzünden ya da kendini tek sandığı için yaşadıklarını içine attığını, içine attıkça sürecin uzadığını gördüğümde, bu süreci yaşarken yalnız olduğunu düşünmenin ne kadar ağır gelebileceğini bizzat yaşadığımdan http://lohusahikayeleri.blogspot.com/ diye bir blog açtım. Olur da yarın bir anne “40 gün geçti hala niye dinmedi benim sıkıntılarım. Ne oluyor bana?” diye düşünüp internet karıştırırsa diye. Buradaki hikayeleri görsün ve yalnız olmadığını bilsin diye. Haberleri olur olmaz hikayelerini gönderen anneler oldu. Hala yazan anneler var ve eğer senden ricam okuyan kişi varsa böyle bir hikayen lohusahikayeleri@gmail.com a bir e-posta atman. Ya da doğum yapmış sıkıntılı arkadaşlarına bu sitenin linkini vermen. 
Sıkıntılar paylaşıldıkça azalıyor hakkaten. Hem anlatan hem okuyan için. 

Read More

İki Üç Küçük Cümle…

Posted by on Şub 6, 2011 in Ana Sayfa, Anne Olmak, Anne Sorunları, Annelik, Lohusalık | 7 comments

Bu akşam arkadaşım Sibel bizdeydi. Savaş’ın kardeşi Sinan ve onun eşi Özlem. Onlarla birlikte bir de Özlem’in Antalya’dan kuzeni gelmişti. 12-13 yaşlarında bir oğlan çocuğu. Daha önce bir kez Antalya’ya Özlem’i istemeye gittiğimizde görmüştüm. Akşamın ilerleyen saatlerinde, odanın ortasında oyun halısının üzerine uzanmış Aze, yanında ona maymunluk yapan, kulak çöpünü serumla ıslatarak burnunu temizlemeye çalışan ben ve koltuklarda oturup Aze’nin burnunda çöp varken bile kahkaha atmaya çalışmasına gülen arkadaşlar… Kenardan minik kuzen dedi ki bebekle konuşma ses tonuyla: ” Sen çok şanslısın Aze Çınaaaar, annen sana ne güzel bakıyooor, seni ne çook seviyoor, ne güzel seviyooor, ne güzel ilgileniyoor.” Sağdan soldan herkesler bir şey söylüyordu zaten, “Azeee” diye sesleniyorlardı falan. Öyle geçti gitti yani sözleri. Bense apacayip bir ruh haline girdim. 6 AYDIR DUYDUĞUM EN GÜZEL SÖZLERDİ. Çok mutlu oldum. Çok duygulandım. Gözlerim doldu. Öte yandan “Acaba öylesine mi söyledi yaptıklarımı beğenip yoksa kendisi ilgi görmüyor da özenerek mi söyledi” diye kurarak üzüldüm.


Ama esas yazma gerekçem şu ki, aylardır en çok ihtiyacım olan şey Aze’ye iyi bakıyor olduğumu duymakmış. Yeni annelere hiçbir şey bilmiyormuş muamelesi yapıp “Şunu şöyle yap, bu böyle yapılır, dur öyle değil böyle.” tavsiyeleriyle anneye kendini yetersiz hissettirenlerin sayısı dünyalar kadarken, bu kadar basit bir övgüyü su gibi yapıp anneyi mutlu etmek de ancak 12 yaşındaki bir çocuğun temizliğinde mümkünmüş.

Read More

Korkuyorum

Posted by on Oca 25, 2011 in Ana Sayfa, Anne Olmak, Derya Dediğin Dalgalanır..., Hayatın İçinden, Lohusalık | 7 comments

Aze haftaya 6 aylık olacak. Hayatımıza girdiğinden beri acayip şeyler yaşadım. İlk 3 ay hayatımda yaşadığım en zor günlerdi. Emzirme sıkıntısı, hormonlar, eş dostun anlamayan halleri, anlayanların bir türlü yetmemesi, üzüntü, hiddet, öfke, stres, çaba, azim, sabır derken derken son bir aydır herşey o kadar yoluna girmeye başladı ki… Hormonlar biraz hız kesti, Aze’nin yeme düzeni ve gelişimi sorunsuz ve hatta şahane ilerlemeye başladı, sevgili ile yeni hayata alışıp birbirimizin derdini daha iyi anlamaya başladık. Haksızlık ettiğim arkadaşlarımdan özür diledim, yeterince yanımda olamayan kimi arkadaşlarım özür dileyip yine yanımda yer aldılar. Başından beri elinden geleni yapanlar tam destek hep destek hallerini sürdürdüler. Yine yeniden dışarı çıkan, misafir olan, misafir ağırlayan, GÜÇLÜ, kendine güvenen Derya haline gelmeye başladım ufak ufak. Aze’yse tam bal oldu. Cilveler, işveler, oyunlar, gülücükler, sarılmalar, okşamalar dünyanın en şahane şeyi’ Bir aydır önceki aylarda tüm bünyemi saran öfke, kendine güvensizlik, herşeye karşı tahammülsüzlük ve hüzünün yerini inanılmaz mutluluk sardı. Önceki aylarda olumsuz olan ne varsa hepsi tersine döndü. Dünyam aydınlandı. Uyanık olduğum her an müdahale edemediğim bir gülümseme var yüzümde. 


Böylesi bir mutluluk dünya üzerinde yok diye düşünüyorum. Aze Çınar dünya üzerindeki en tatlı, uslu, sakin, güleç, şahane bebek diye düşünüyorum. Böylesi bir mucizenin beni bulmasına çok şaşırıyorum. Her geçen gün daha da tatlılaşan ve neredeyse hiç sorun çıkarmayan bu melek nasıl oldu da benim kızım oldu hiç anlayamıyorum. Ve işte her şey böylesine mükemmelken ben her an bir şey olacak diye çok korkuyorum. Sürekli kabuslar görüyorum Aze’nin başına işlerin geldiği. Alışveriş Merkezinin tuvaletinde, kapının arkasındaki ped reklamı posterindeki genç kızı gördüğümde “Ya Aze’nin genç kız olduğunu göremezsem” diye gözlerim doluyor bir anlığına. Savaş gülümseyerek “Ben gidip sana çekirdek alayım geleyim.” dediğinde, dışarı çıktığında kesin araba çarpacak diye düşünüp panikliyorum. Bir ay önce “Ben hayatımın hiç bir döneminde bu kadar zorlanmamıştım.” derken şimdi “Ben hayatımın hiçbir döneminde bu kadar mutlu olmamıştım.” cümlesini kuruyorum. Tek tek hatırlıyorum aylardır “Geçecek, çok az kaldı, çok yakında geçecek ve çok güzel olacak her şey” diyen anne arkadaşların sözlerini. “Geçti la hakkaten” diyorum. Fırtına geçmekle kalmadı. Bir de arkasında nefis bir gökkuşağı bıraktı. Ama işte çok korkuyorum. Türk insanına mı mahsus mutlu olunca panik olup “aha kesin çok kötü bir şey olacak” diye kuruntulanmak bilmiyorum ama ben bu mutluluğa bir şey olacak diye çok korkuyorum. 

Read More

Mim: Lohusa

Posted by on Oca 6, 2011 in Ana Sayfa, Anne Olmak, Anne Sorunları, Lohusalık | 0 comments

Ben çok anlamıyorum bu mim işinden. Ya da diğer adıyla sobe. Bir blogcu merak ettiği konu hakkında sorular soruyor, diğer blogcular da cevaplıyor anladığım kadarıyla. Bugüne kadar da iki mim’i cevapladım yanlış hatırlamıyorsam. Lohusalıkla ilgili ciddi derdim olduğu için merak ettiklerimi diğer annelere sormak istedim, mim ritüeline aykırı bir şey yapıyorsam bir şekil affola. İşte sorular: 


1- Lohusalık denen hadise sizce tam olarak nedir?
2- Lohusalık içinde hormon dengesizliğini de barındıran bir şeyse neden 40 gün sürer gibi bir algı var toplumda sizce? Regl olamadığın, emzirme ile birlikte hormonların dağınık kaldığı süre boyunca sürmesi makul değil mi? 
3- Sizin lohusalığınız (Hormonal dengesizlikler ve depresif olma halini kastediyorum hep lohusa derken) ne kadar sürdü? 
4- Nasıl geçti, hep aynı şiddette miydi? Normale yavaş yavaş mı, birden mi döndünüz? Herp depresif, sinirli olacak şekilde mi etkiledi sizi, manik, aşırı enerjik anlarınız da oldu mu? 
5- O dönem yanınızda, sizi gerçekten anlayan, destek olan eş, dost, arkadaşınız var mıydı? Yalnız mı geçirdiniz? 
6- Eşinizle nasıl geçirdiniz bu süreci? 


Kafamda çok soru vardı ya şimdi yazarken toparlayamadım hepsini. Pek sevgili Blogcu Anne, Pratik Anne, Özgür Anne, YavruSu, DenizAnne, Başak ve Ruhdağı ve Açalya ‘ yı mimleyeyim. Ve tabi okuyup cevaplamak isteyen herkesi. Bir mimde bu kadar kişi mimlenir mi onu da bilmiyorum aslında. Cevaplayan herkese şimdiden teşekkürler.

Read More